üyesi olduğu bir topluluk yok
Yine bir seçim heyecanı başlıyor ? deniliyor gazetelerde medyada..
oysaki bu heyecan neyin heyecanı..kim şampiyon olacak onu mu göreceğiz.bu bir spor ligi mi??
Evet bir seçim yapılacak.Adının konulduğu üzere bir seçim yapacak halk.kimin onu yönetmesine olanak sağlayacak.
Oysa işin iç yüzüne baktığımızda halk sadece belediye başkanlarını posterlerden tanıyacak!Asıl oy vereceği yer bir takım gibi tuttuğu parti olacak.
Parti başkanları ise şehirleri gezip halka umut satacak .Kendi teşkilatlarıyla halka çeşitli maddi yardımlarda bulunup onları kendi yanına çekmeye çalışacakki bu seçimde daha da ileriye gidilip beyaz eşya dağıtıldı!
Bunlar belki sosyal devlet adına yapılmış olabilir.sonuçta halkın büyük bir kitlesi yoksulluk sınırının altında.
olaya bu şekilde bakıldığında hiç bir sorun yok..
ama birde diğer taraftan bakıldığında devletin yardımda bulunduğu bu halk kitlesi günden güne büyüyüp yardıma muhtaç olan insanların sayısı artıyorsa ortada büyük bir sorun var demektir.
bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün iktidarların bunda payı vardır maalesef.İşsizliğe çare bulamayıp insanlara olanak sağlayamayan bu düzenin partileri şimdi insanlara bir şekilde kendini sevimli gösteriyor.
yaptıklarının bir lütuf olduğunu onlara şükretmeleri gerektiğini alttan alta insanlara aşılıyorlar..
Ve ne yazıkki benim halkım hep iyimser hep mutlu olmaya çalışıyor.
ağzına sürülen bir parmak baldan medet umuyor.
gün geliyor helikopterlerden atılan )(TELSİM )kontörlere kanıyor gün geliyor makarnaya buzdolabına..
bu bir parmak bal da zaten sadece seçimden seçime ..
oysa seçim onun gücü..seçim onun egemenliği..seçim onun cezalandırma biçimi.muhalefeti, iktidarı ve bir çok partiyi cezalandıracağı veya şans vereceği andır seçim günü..
oysa o bunun farkında bile değil!!
ve bu durum başımızdaki temsilcilerimizi arsızlaştırıp bizi her türlü sömürmelerine şans veriyor.
bu uykudan uyanmak dileğiyle!!
deniz
Her çocuk dünyaya beklentilerle gelir..Renkleri,anneyi , babayı bildiği zaman tanır dünyayı..okula başlar ve o gün hedef koyulur önüne..Ne olacaksın büyünce? sorusunun çok sorulmaya başladığı zamanlardır..
Cevaplar genellikle ya doktor olucam ya pilot..
Kimse ben büyüyünce işçi olacağım emekçi olacağım demez..
Hedef hep büyüktür.hedef hep padişah olmaktır..Yönetilen değil koltukta olup yönetmektir amaç..
oysa hayat liseden sonra ağlarını örer..
beklentiler çoktur ama karşılığı hep az olmuştur.
karşılığını bulanlar mutlu, bulamayanlar isyankardır her zaman..
küçük bir kesim padişah olmuştur.bir onun kadar ise padişahlığa özenip ancak vezir olmuşlardır.
geriye kalanlar büyüdükçe gerçekleri görmüş çalıştıkça düzene uyum sağlamışlardır.
hayır diyecekleri bir çok şeye padişahlardan korkup evet demişlerdir.ki bu evetler onları santim santim kişiliksizleştirip sistemin birer programlanmış robotları yapmıştır.sistem onları maddi şekilde güçsüz bırakıp kendisine bağlamış seslerini bile çıkarttırmayacak kadar hakimiyet kurmuştur..
şimdi dönüp geriye bakıldığında çocukluğun ilk evrelerindeki hedefler gerçeklerin karşısında hayalden başka birşey olamamıştır.
Gerçeğe bakıldığı zaman elbette herkes istediğe yere varamaz.Herkes yüksek makam sahibi olamaz.Elbette iş adamı veya doktor olamaz.Yalnız bu düzensizliğe eşitsizliğe ses çıkarılmaması anlamına gelmez.
Kişiliksiz , çok şükürcü bir zihniyetten kurtulup hak ve özgürlük için insanların tek çatı altında birleşip haklarını alması bireyin en doğal hakkı olup bunu uygulamaya koymalı.
Bunu yapamayan bir toplum önce onlardan bir kadame yüksek vezirlerin altında ezilip padişahlar tarafından sömürülmeye mahkumdur...
deniz
Yağmur Sevgilim
her mevsim bir hüzünle başlar.
benim mevsimlerim ise hep yağmurla başladı.
ve yine yağmurlarla bitti..
sessiz kalabalıklarda bir tek ben ıslandım.
düşen her damlada eridim karıştım toprağa.
ve her damlayla filizlendim büründüm ormana.
ben yağmurlarda sevdim seni.
ben yağmurlarda duydum sesini.
elin ilk o gün elime karıştı.
gözlerin ilk o zaman damlalar düşürdü yüreğime.
sevgiyi ilk o gün hissettim benliğimde.
artık şehre ne zaman bir yağmur yağsa.
sen yağmur oluyorsun.
yağmurlar sen...
İstanbul - 21.11.2007
Eklenme Tarihi: 21.01.2008
Deniz Kızıltaş
İstanbul Kar Altında
Uyandım bu sabah İstanbulda
Bütün şehir kar altında.
Sokaklar,
Ağaçlar,
Kaldırımlar.
Bugün bütün yollar kar altında.
Özleme,
Hayallere,
anılara giden bütün yollar kapalı.
Penceremden bakıyorum sadece İstanbula
Hayal ediyorum bütün sokaklarını,
İnsanlarını,
Çocuk cıvıltılarını.
Gezmeye başlıyorum içimdeki İstanbulu.
Önce Bahariyede dolaşıyorum utangaç bakışlarımla.
El ele gezen sevgililere bakıyorum
İçimdeki gizli aşkla.
Bir sesle dönüp bakıyorum arkama.
Elleri soğuktan kan kırmızı olmuş çocuğa.
Bir mendil alıyorum.
İçimdeki derin acıyla.
Buz tutuyor.
İçim,
Elim, yüreğim.
Isıtır mı bilemiyorum.
Demli, tavşan kanı bir çay.
Ne güzel olurdu şimdi Salacakta
Kız kulesine karşı.
Bir kuş olup uçmak istiyorum.
İç dünyamdan Dış İstanbula.
Topkapı surlarına konup bakmak vardı.
Fatihin gözleriyle Aya Sofyaya.
Bugün bütün varoşlar kar altında.
Fenerin, Balatın eski rum evleri.
Dışı üstün körü restore edilmiş.
İçi kaderine terk edilmiş.
Yorgo amca, madam Eleni
Kimbilir nerdesiniz şimdi.
Bugün bütün İstanbul kar altında.
Çocukların sevinci var en kuytu sokaklarda.
Bir kardan adam bakıyor.
En sıcak bakışlarıyla İstanbula.
İstanbul - 08.02.2008
Eklenme Tarihi: 08.02.2008
Deniz Kızıltaş